Siber Zorbalık Linç Kültürü Hukuki Sorumluluk

Siber Zorbalık Linç Kültürü Hukuki Sorumluluk

calendar_today
Anayasa Mahkemesi'nin Mehmet Aytaç Başvurusu (2017/26514, 11/2/2021) kararında, Facebook'ta Biga Haber sayfasında yayınlanan bir habere yaklaşık yirmi farklı kullanıcının başvurucuya yönelik hakaret, tehdit ve aşağılama içeren yorumlar yapılması incelenmiştir. Yorumlarda "Al işte bir o.... çocuğu daha", "Bu o.... çocuğunu Biga AVM'de gören varsa bana haber versin bırakmasın tutsun iti", "Nefret alıyorlarsa problem var, birazcık sempatizan olanı öldüreceksin" gibi ifadeler kullanılarak başvurucunun PKK sempatizanı olduğu iddia edilmiş, silahlı saldırı yüceltilmiş ve yeni şiddet eylemleri meşrulaştırılmıştır (§9). Mahkeme, bu yorumların "nefret söylemi" niteliğinde olduğunu belirterek, başvurucunun siyasi aidiyeti nedeniyle hedef gösterildiğini ve "şiddeti meşrulaştırıp başvurucuya karşı nefreti teşvik" ettiğini kabul etmiştir (§§54-55). Sosyal medyada bu tür toplu saldırılara karşı devletin Anayasa'nın 17. maddesi uyarınca "pozitif yükümlülüğü" bulunduğu, etkili soruşturma yapılması gerektiği vurgulanmış; savcılığın failleri tespit için hiçbir işlem yapmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi "etkili bir soruşturma yürütülmediği" gerekçesiyle eleştirilmiştir (§§42, 56-65). "Başsavcılık faillerin bulunması için mevcut imkânları araştırmaksızın, bir soruşturma işlemi yapmadan... soruşturmayı tümüyle sona erdirmiştir" denilerek ihlal kararı verilmiş, dosya yeniden soruşturma için savcılığa gönderilmiştir (§§60, 66, 71). Anayasa Mahkemesi'nin Reber Mazlum Safran başvurusuna ilişkin kararında (9/1/2024, §37), internet ve sosyal medya ortamının "siber zorbalık, sanal dolandırıcılık, pornografi, çocuk istismarı, fuhuş, kumar, şiddetin, nefretin ve ırkçılığın yayılması, terörizmin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması gibi topluma ve devlete yönelik gerçek güvenlik risklerinin ve zararlarının oluşmasına neden olan bir ortam hâline de gelebilmektedir" şeklinde suistimal edilebileceği belirtilmiştir. Sosyal medyanın "takipçilerin muhakeme gücünü azaltan, yaftalamaya olanak tanıyan, linç kültürünü besleyen yapısıyla paylaşımın muhatabı olan kişilerin hedef olma riskini artırmaktadır" denilerek linç kültürünün hukuki risklere yol açtığı tespit edilmiştir (§38). Mahkeme, bu özellikler nedeniyle devletlerin "nefret söylemi, terörizm gibi demokratik toplum düzenini tehdit eden suçları barındıran içeriklerle mücadele etmekte" olduğunu ve uluslararası iş birliği yaptığını belirtmiş; somut olayda retweet yoluyla hedef gösterme paylaşımının sorumluluk doğurduğunu ifade özgürlüğü sınırları içinde değerlendirmiştir.İkincil Kaynaklar: Mobbing ve Benzer Toplu Saldırı Tanımları ile Bireysel Siber Suç Emsalleri İkincil kaynak olarak mobbing kararları: Birden fazla Yargıtay Hukuk Dairesi kararında (örneğin Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2014/15971 E., 2014/19538 K., 26.06.2014; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2017/40481 E., 2018/199 K., 16.01.2018; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2013/11788 E., 2014/14008 K., 22.05.2014; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2016/24622 E., 2019/23339 K., 12.12.2019; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2016/28981 E., 2020/2087 K., 10.02.2020; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2017/16925 E., 2020/10963 K., 07.10.2020; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2017/42766 E., 2020/5460 K., 02.06.2020; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2010/38293 E., 2013/5390 K., 12.02.2013; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2016/1208 E., 2020/590 K., 15.09.2020), mobbing "aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin, bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde... psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu... aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabaları" olarak tanımlanmış; "hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine... yönlerine topluca bir saldırı sözkonusudur" denilerek "dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi" eylemler örneklenmiştir. Bu kararlar işyeri bağlamında sınırlı olup sistematiklik ve süreklilik şartı aranmış, siber zorbalık doğrudan ele alınmamıştır. Anayasa Mahkemesi'nin Hüdayi Ercoşkun (B. No: 2013/6235, 10/3/2016) ve Mehmet Bayrakcı (2014/8715, 5/4/2018) kararlarında da mobbing benzeri psikolojik taciz için "kasıtlı/sistematik aşağılama, dışlama, söylenti yayma, kişilik zedeleme" kriterleri vurgulanmış; Anayasa md. 17'ye dayalı pozitif yükümlülükler (önlem alma, şikayet inceleme) belirtilmiştir. İkincil kaynak olarak bireysel siber suç ve hedef gösterme kararları: Yargıtay 12. Ceza Dairesi (2021/2977 E., 2022/4317 K., 01.06.2022) kararında, sanığın Twitter ve Facebook üzerinden bireysel tehdit/hakaret (TCK md. 106/1, 125/1, 136/1) içeren paylaşımları cezalandırılmış; Yargıtay 3. Ceza Dairesi (2021/8711 E., 2022/5066 K., 27.09.2022) ve (2022/9541 E., 2024/1250 K., 24.01.2024) kararlarında sosyal medya paylaşımlarının şiddet teşviki/nefret söylemi için "açık ve yakın tehlike testi" ile değerlendirildiği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 29.05.2024 tarihli B.B. başvurusunda, geniş kitlelere ulaşan hedef gösterici paylaşımın linç riski taşıdığı ancak somut şiddet teşviki yokluğu nedeniyle cezai sorumluluk oluşmadığı; Kaos Gl Derneği ve Mehmet Aytaç emsalleriyle "kişilere karşı şiddet ve nefrete teşvik eden ifadeler" için devlet soruşturma yükümlülüğü olabileceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin diğer ikincil kararlarında (örneğin 12/6/2019, Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz, B. No: 2015/15977; 19/11/2019, B.No: 2015/18876; 27/9/2023, zan Güven, 2021/8967; 25/1/2024, Zeynep Dilek Hattatoğlu; 14/9/2021, Ceyhun Tunç, 2017/20822; 10/1/2018, 2014/17226; 21/12/2017, Selahattin Demirtaş), sosyal medyada hedef gösterme, şiddet teşviki veya toplu erişim engellemeleri erişim engelleme veya ifade özgürlüğü bağlamında incelenmiş; linç benzeri dinamikler (intikam çağrıları, deşifre) devlet müdahalesi gerekçesi yapılmış ancak bireysel/toplu sorumluluk doğrudan hükme bağlanmamıştır.İkincil kaynak olarak platform ve erişim kararları: Anayasa Mahkemesi'nin 12/6/2019 tarihli kararında (Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz, B. No: 2015/15977), bireyleri isim vererek hedef gösteren toplu paylaşımlar ("Deşifre edin bu barbar ırkçı pisliği herkes paylaşsın!") erişim engelleme gerekçesi yapılmış; 19/11/2019 tarihli kararda (B.No: 2015/18876) ise cenaze sürükleme görüntülerine yönelik intikam/şiddet teşviki paylaşımları benzer şekilde hukuki müdahale nedeni sayılmıştır. Bu rapor, belirtilen yargı kararlarına dayanarak hazırlanmış olup, sosyal medyada toplu saldırıların nefret söylemi/şiddet teşviki olarak TCK kapsamında (hakaret md.125, tehdit md.106) ve Anayasa md.17 pozitif yükümlülüğü çerçevesinde etkili soruşturma gerektirdiği sonucunu doğrulamaktadır.

İlgili Makaleler

Hukuki Bir Konuda Danışmanlık mı İstiyorsunuz?

Uzman avukatlarımızla görüşmek ve hukuki sürecinizi profesyonel bir şekilde yönetmek için bizimle iletişime geçin.